Betûl Mardin’in Evi’nde…

Ağustos ayının sonları olmalı. İçimde bir şeylerin kıpırdanmaya başladığını hissettim. Biliyordum bu ara yeni bir şey çıkacaktı benden. Bir fikir, bir proje, yeni bir şeylere başlangıç belki… Büyük bir şey olması gerekmiyordu ama bir yenilik gelecekti. Bütün yaratıcı insanlar bu hissi bilir sanıyorum, bir şeyler ortaya koymadan hemen önceki andır bu. İçinizdeki yoğunluğun belli bir konuda gün be gün arttığını, adeta hücrelerinize işlediğini, geceleri sizi uykunuzdan uyandırdığını bilir, bilmeseniz de hissedersiniz. Sonra da pat diye çıkıverir içinizden, bir çocuğun doğumu kadar mucizevi bir şekilde dökülür yüreğinizden, zihninizden…

İşte ben de kendi hayatımda böyle bir dönemden geçiyordum. Kalbim iki farklı yerden kırıktı. Bu tıpkı alçılı kolunuza basketbol topu ile darbe almak gibi bir duygudur, sızısını nefes alıp verirken bile hissedersiniz. İnce ince acır canınız. Ama buna rağmen içimde yepyeni bir şeyler dalga dalga yükseliyordu.

Ve tüm bunlar olurken bir gece rüyamda ansızın Betûl Mardin’i gördüm. Kendisini çok sevmeme, yazılarını, konuşmalarını ilgi ve merakla takip etmeme rağmen o gün hakkında hiçbir şey okumadığım ve şahsen tanımadığım halde rüyama girmişti 🙂 Betûl Hanım’ın evindeymişiz de, bana kariyerim için akıl veriyormuş.

Neyse ertesi gün öğleden sonra iş yerinde bir toplantıdayken, konu başlığında aşağıdaki cümle olan gizemli bir mail aldım:

     “Betûl Mardin’in Evinde Bir Gün Geçirmek İster Misiniz?”

Biri benimle dalga geçiyor zannettim önce. Fakat rüyadan kimseye bahsetmemiştim. Ben ki oğlumun okulu ile ilgili aramalar dışında asla bir toplantıdan çıkmam, maili görür görmez çıktım toplantı odasından. Tekrar tekrar okudum. Görünüşe göre Betûl Mardin kendi evinde bir söyleşi yapıyordu ve bu mail bana rüyanın ertesi günü gelmişti. Acaba diye düşündüm kendi kendime, hayat bana birşey mi demeye çalışıyor. Doğruca bilgisayarımın başına geçtim. Etkinlik biletlerinin satıldığı siteye girdim. Bir an bile durup düşünmeden aldım o bileti.

Şehrin bir ucunda yaşadığım için, söyleşi günü sabah beşde uyandım. Bir hafta öncesinden Betûl Hanım ile ilgili bütün kaynakları taramıştım internetten ve heyecandan ölmek üzereydim. Evine vardığımda içeride yirmi kişi kadar bir katılımcı topluluğu olduğunu gördüm. Farklı farklı şehirlerden, yaş gruplarından, mesleklerden, kadın erkek son derece renkli bir katılımcı kitlesi vardı içeride. Ama istisnasız hepsi huşu içinde dinliyordu Betûl Mardin’i. Bu kadar farklılığı ortak bir paydada birleştirebilmenin ne kadar muhteşem ama ne kadar da zor bir iş olduğunu düşünsenize.

Anneannem benim için çok değerlidir. Ne yazık ki iki yıl önce kaybettim. Betûl Hanım’ı dinlerken, bir an için onunla sohbet eder gibi hissediyorum kendimi. Misafirleri değil de çocukları gibiyiz evinde. Öyle bir samimiyet ve ilgili olma hali.

“Beş yaşına kadar konuşamadığını, araba kullanamadığını” anlatınca hayretle bakıyoruz yüzüne. Çünkü Betûl Mardin o, herşeyi yapabilen süper bir kadın 🙂

Etkinlikten nasıl haberdar oldunuz diye soruyor teker teker. O an orada benden daha enterasan bir hikayesi olan tek bir kişi bile olmadığını biliyorum ama yine de sonuna kadar bekliyorum. Sonra yanına oturup biraz çekinerek anlatmaya başlıyorum, oraya nasıl ve neden geldiğimi. Söylemeye gerek var mı bilmiyorum ama ev rüyamdaki ile birebir aynı. Oysa ben ilk kez oradayım…

 O zaman Betûl Hanım şöyle bir dönüp bakıyor bana:

 – “Yapmayı çok arzu ettiğin bir şey varsa yola koyul çocuğum asla geç değil” diyor.

Çıkıyorum evden. Yağmurlu bir gün… Islanmaya aldırmadan basamaklarda öylece duruyorum. Betûl Hanım’ın sözlelerini tekrarlaya tekrarlaya…

Önce kariyerime yoruyorum söylediklerini, sonra aklıma üç yıldır kadınlarla ilgili yürüttüğüm bir proje geliyor. Yok diyorum en sonunda, şu gün şuracıkta ölecek olsan nasıl biri olarak anılmak isterdin Öykü? Cevabı kalbimin çok içinde bir yerde duyuyorum. Sızlayan kabukların incecik aralığından çığlık çığlığa bağırıyor ilham perilerim 🙂

İnsanlarda güzel bir iz bırakmış bir insan olmak isterdim diyorum, birilerinin hayatına dokunmuş olmak, onlara belki de hiç bilmediğim bir konuları ile ilgili ilham ya da cesaret vermiş olmak. Büyük bir iz değil belki ama kesinlikle bakış açılarını değiştirecek bir iz bırakmış olmak.

Akıl değil ama yürek cevabı bildiğinde daha hızlı aksiyon alıyor insan. O an zihnimdeki bütün parçalar bir araya geliyor sanki. Biliyorum diyorum kendi kendime, nasıl yapacağımı biliyorum… Hayatımda ilk defa… Bu kadar kesin ve net olarak.

Bazı insanları görür görmez bilirsiniz, o insanın hayatınızda önemli biri olacağını. Hatta öyle bazıları vardır ki, onları tanımadan bile bilirsiniz, hissedersiniz etkisini. Betûl Mardin onlardan biri benim için. Yollarımızı kesiştiren tüm tesadüflere minnetle…

Öykü

139 gün kala

İstanbul

IMG_4799