Doğru Nedir?

Doğru nedir? Hep bunu düşünürken yakalıyorum kendimi birkaç haftadır… Hadi diyelim ki doğrunun tanımını “doğru” bir şekilde yaptık. Herkes için, her ülkede, her kültürde aynı ve tek midir doğru kavramı?

Mesela çok yakın bir arkadaşınız geleceği ile ilgili önemli bir karar aşamasında olsa ve siz bu kararı “doğru” bulmuyor olsanız ya da aileden biri size göre “doğru” olmayan bir tercih yapsa veya sağ kolunuz gibi gördüğünüz bir diğer kişi sizin planlarınızı bozacak ama kendisi için “doğru” bir karar alsa bir gün, yine de arkasında durup savunabilirsiniz doğru saydıklarınızı.

Olaylara hangi pencereden baktığımız ne kadar önemli değil mi? Galiba insanın değerleri önem kazanıyor ve ona rehberlik ediyor böyle anlarda. Çünkü doğrular kişiden kişiye, ülkeden ülkeye ve kültürden kültüre değişebilirken, değer yargılarımız aynı kalıyor. Ve o meşhur yol ayrımına geldiğimizde kulağımıza usulca fısıldıyor; bunu ona söylemelisin ya da susmalısın diye.

İşte tam olarak bu noktada yaptığımız seçimler bizim de hayatta kim olduğumuzu belirliyor birazcık. Kulağımıza fısıldayan o sesin peşinden gidebiliyor muyuz yoksa o sesi görmezden mi geliyoruz o önemli aslında. Çünkü her iki eylemimizin de hem bizim hem başkalarının hayatları üzerinde bir etkisi oluyor mutlaka.

Bir de bu etkinin çok daha fazla kişiye dokunduğu durumlar var. Susmanın çok zor, sözcüklere sığdırmanın çok güç olduğu durumlar…

Bu durumlarda bana göre en “doğrusu” kağıttan bir uçak yapmak ve söylemeniz gerektiğini düşündüğünüz herşeyi o uçağın kanatlarına yazmak. Sonra bizim o meşhur açık alanımıza çıkmak, hızla koşup uçurumun kenarından uçağınızı havaya bırakmak, gökyüzünde usul usul süzülmesini izlemek ve mesajınızın okunmasını umut etmek…

72 gün kala…