Fırtınanın Ortasında Kalanlara Hayatta Kalma Tüyoları

Garip ama bundan tam 7 yıl önceydi. Aylardan yine Nisan… Pek çok insanın daima sahip olmayı düşlediği bir hayata sahip olmama rağmen, içimde bir yerlerde eksikliğini duyduğum bir şey vardı. Daha da kötüsü neyin eksik olduğunu bilmiyordum.

Bugün gibi hatırlıyorum, böyle günlerden birinde işe giderken, Elif Şafak’ın AŞK isimli kitabını okuyordum. Kitaptaki kurallardan birine fena şekilde takılmıştım;

14.kural:

“Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın. Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?”

O kuralı defalarca okudum. O kadar mutsuzdum ki, tek bir şey geçirdim içimden. Eğer bir yerlerde paralel bir hayatım varsa, bir an evvel o hayata geçiş yapmayı. Ne pahasına olursa olsun.

Dileğim buydu ama o yıllarda bu dileğimi gerçekleştirebilecek cesaret ve kararlıktan çok uzaktım. Ve kendim karar almaktansa, işleri akışına bırakmaya karar verdim. Böylece hayat, benim yerime dileğimi gerçekleştirmek için var gücüyle çalışmaya başladı.

Ne derler bilirsiniz yumurta içerden kırılırsa bu doğumdur, dışardan kırılırsa bu yumurtanın sonu olur. İşte bana dahi haber vermeye gerek görmeyen hayat, dileğimi gerçekleştirmek için yumurtaya var gücü ile vurmaya başladı.

Daha önce hiç bir kasırganın ya da şiddetli bir fırtınanın ortasında kaldınız mı bilmiyorum. Ama sanılanın aksine, hava patladığında, bir çatının altında saklanmaktansa, açık bir alanda olmak daha güvenlidir genelde. Eğer ayaklarınız toprakla bütünleşmişçesine yere basmayı başarır, küçük birer cam kırığı gibi teninize batan yağmur damlalarına direnebilir ve ne olursa olsun başınızı darbelerden koruyabilirseniz, en fazla rüzgarın şiddeti ile sarsılırsınız.

Sanırım bana da böyle oldu. Uzun bir süre rüzgarın şiddeti ile savrulup, sonunda fırtınaya aldırmadan gözlerimi açtığımda, kolumdaki çiziklere, dizimdeki yaralara ve sırılsıklam olmama rağmen hala nefes alıyor olduğumu farkettim şaşkınlıkla.

Bu bir insanın yaşayabileceği en mucizevi anlardan bir tanesidir. Çünkü hayatınızın altının üstünden daha iyi olduğunu ve herşeye rağmen hayatta kalmayı başardığınızı o an anlarsınız. Sahip olduğunuz iyi ve kötü herşeye şükretmenizi sağlar böyle anlar…

Bütün bunları tek bir kişiye bile anlatacağımı düşünmezken, bir sürü kişiye anlatacak cesareti nereden bulduğumu bilmiyorum. Ama tıpkı 7 yıl önce benim okuduğum gibi belki bir yerlerde bu satırları da okumaya ihtiyacı olan insanlar vardır diye düşünüp paylaşmak istedim.

Bir de o fırtınaları çıkaranlar okuyorsa, bilsinler ki bana yaptıkları tüm haksızlıklar için onların her birini bağışladım. Başıma açtığınız bunca iş olmasa ben asla şu anda olduğum kişi olamazdım, hepinize teşekkür ederim. Eh, yolumu biraz uzattınız tabi ama artık eşikten çekilirseniz tamamlanmayı bekleyen bir yolculuğum var…

77 gün kala İstanbul