Biz Kimiz / About Us

“İşinden ayrıldı, dünyayı gezmeye başladı” temalı yazıları oldum olası keyifle okurdum, merakla ve hadi itiraf edeyim biraz da kıskanarak :) Her zaman aynı hayali kurar ve sonra hep aynı noktada tıkanırdım. “Peki bu insanlar dünya turundan sonra ne yaptı? Hiç çalışmadılar mı? Nasıl geçindiler?” Bu nasıllar hiç bitmez ve benim dünya turu hayallerim de başlamadan bitmiş olurdu her seferinde. Hatta bir keresinde, elimde ilgiyle okuduğum bir gezi kitabını gören bir arkadaşım:

“Onlar gezmiş, sen de okuyor musun” diyerek durumu özetlemişti de :)

Tabi bu arada benim de boş durduğum söylenemezdi aslında. Her resmi tatili yıllık izinlerle birleştirmiş, her haftasonunu uzatmış otuza yakın ülkeyi karış karış gezmiş, kendi blogumu kurmuş, kendimden daha gezgin, ayaklı google-maps bir oğula sahip olmuştum. Vee kariyerinde hızla yükselen bekar bir anneydim. Yani işimden ayrılıp dünya turuna çıkmak için pek bir uygun bir zaman değildi anlayacağınız :)

Ama… Birgün bu dünyada hiçbir iz bırakmadığım gibi enterasan bir fikre kapıldım. Oysa tarih boyunca hem bireyler hep toplumlar çeşit çeşit izler bırakmıştı bize. Mısır’daki Giza Piramiti, Xi-an’daki Terracota Askerleri, Roma’daki Sistine Şapeli… Sanki hepsi, uzak akrabalarımızdan birer mesaj gibiydi bizlere. Oysa biz yeni çağ insanları, hiçbir iz bırakma kaygısı gütmeden, sürekli tüketerek, doğru düzgün oksijen dahi alamadığımız ofis katlarında tüm günlerimizi toplantılarda geçiriyorduk.

Hatta kendi bireysel tarihimizin izlerini dahi süremiyorduk. Belki anneannemizin bir İspanyol oyuncak bebeği vardı küçükken, kaptan babasının uzak ülkelerden getirdiği de oradan geliyordu bizim İspanyolca merakımız ya da belki büyük büyük dedemiz Bosna’dan kalkıp Üsküdar’a kadar kah at sırtında kah yürüyerek gelip yerleşmişti İstanbul’a da bu yüzdendi bazı kelimeleri hafif aksanla telaffuz edişimiz. Ama biz bilmiyorduk bile…

İşte bu uzuun “ama” benim kendi dönüm noktamın başladığı an olarak tarihteki yerini aldı. Sanırım daha önce zihnim sorularla o kadar doluydu ki, yanıtlara yer kalmamıştı. Birden aradığım bütün cevapları zaten bildiğimi, gereken kaynaklara zaten sahip olduğumu, tanımam gereken kişileri zaten tanıdığımı farkettim.

Ve bizim yolculuğumuz tam da böyle başladı işte. Dokuz yaşındaki oğlum ve ben, işten ve okuldan ayrılmadan bundan tam 282 gün sonra dört haftalık bir maceraya çıkmaya karar verdik. Hepsini göremiyorsak gücümüzün yettiği kadarını görür, yazar, keşfederiz dedik ve her kıtada en çok görmek istediğimiz yerlerden başlayacak bu yolculuğu planlamaya başladık.

Bunu bir hayali gerçekleştirmek, bizden bir, iki hatta üç kuşak sonraki çocuklarımıza ve torunlarımıza büyük ve hatta büyük büyük anne/babalarından bir iz olsun diye ve en çok da KADINLARA yapmak istedikleri her ne olursa olsun onu gerçekleştirecek güce ve cesarete sahip olduklarını bir kez daha anlatmak için yapıyoruz.

Bu yolculukta bize eşlik etmeye hazır mısınız?

Öykü & Efe
Bodrum Eylül – 2015

image

I read the stories of the people who resign and start a round the world tour, with a great pleasure and jeaolous of them a little bit. And then I dream about the same thing till my dream will end with my endless negative questions like “but what they will do after the tour?” “didn’t they work for ever?” “how they managed to pay their bills?” As you can imagine it is not easy to dream after all of these questions, therefore I gave up each and every time. Once, one of my best friends saw the book I read and she asked;

“They travelled all the world and are you just reading their stories?”

It was the biggest disappointment, I have ever lived.

But on the otherhand I was travelling as well. I was planning extended weekends, long summer holidays etc. and I managed to visit more than 30 countries, I had a travel blog, had a son who is more traveller than me (he is like google-maps :) ) and I was a single mother who is doing great in her career. So it wasn’t a right time to quit the job and start a world tour.

But… Some day I realised a crazy feeling about I didnt leave any marks in this life. Whereas most people left many many marks during the histroy like Gisa Pyramid in Egypt, Terracota Army in Xi-an or Sistine Chapel in Rome… They were all like a holly message to us from our distant relatives. However we, as new generation people, never think about those things, we dont have any concerns about leaving marks or messages, we are just spending our times and lives by consuming more and more each and every day in the high rise buildings without any sunshine.

We even didn’t know about our personal history. Maybe our grandmother had a Spanish doll that was presented to her by her captain father and that was the reason of our Spanish interest or maybe our grand grand father walked from Bosnia to Istanbul because of the war and that was the reason of our different accent. But we didnt know…

This long “but…” became a turning point in my personal life. I think previously my brain was full of questions and that is why there was no space for the answers. Suddenly I realised that I already know all the answers, I already have all the sources and know all the people I needed.

And our journey started like this. My nine year old son and I decided to go for a thirty days adventure around the world without quitting job and leaving school. Only 282 days after this :) If we can not see all of them we can see, discover and write as much as we can afford.

We are doing this to realize our dream, to leave a mark to our children, grand children and grand grand children from their distant relatives and most importantly to tell WOMEN they have all the power and courage  to realise their own dreams.

Please come and join us in our journey!

Öykü & Efe

Bodrum September – 2015