Harikalar Diyarında...

Tanıyanların malumu olduğu üzere bizim küçük gezgin artık sekiz yaşında… Yani yıllardır hayalini kurduğumuz Euro Disney gezisini gerçekleştirmenin zamanı geldi. Yedi ila on yaş arası Disneyland gezisi için ideal yaşlar bence. Böylece boy sınırlaması nedeniyle katılamadığınız pek aktivite olmaz ve gezi de çocuğunuzun anılarında güzelce kalabilir.

İdeal mevsim bahar gibi geldi bana. Yazın aşırı sıcak, kışın ise yağış ve soğuk geziyi zora sokabilir. Biz 23 Nisan tatilini fırsat bildik, perşembeyi cumartesiye dikip ana oğul yola koyulduk yine.

IMG_2311

Otelimizi, parka yakın olsun diye Serris Bölgesi’nden seçtik. Ne kadar iyi yaptığımızı gidince daha iyi anladım. Göl kenarında sessiz, sakin bir huzur yuvası adeta Serris. Otellerin pek çoğunda olduğu gibi bizim kaldığımız otelden de parka çok sık aralıklarla ve gün boyu otobüs var. Mesafe 3-4 dakikalık ama yol çocukla yürümek için pek uygun değil, otobüsle ise çok kolay ve hızlı, üstelik de ücretsiz. Aynı otobüslerle hem Disney Park alanına hem de tren istasyonuna ulaşmak mümkün.

Hava durumunu kontrol ettiğimde haftasonu yağış ihtimali olduğunu görüp, planımı buna göre yapıyorum. Bu yüzden ilk gün Disney Park, ikinci gün Walt Disney Studios gezilecek. Böylece yağmur olsa da bizi çok etkilemeyecek. Gitmeden önce en iyi bilgi aldığım site:

www.dlpquide.com oldu.

Bu siteden hem aktiveteler hakkında bilgi edindim, hem de parkın içindeki bölgelerin haritalarını basıp yanıma alabildim. Az zamanınız varsa, kesinlikle önceden çalışıp gitmenizi öneririm. Alan o kadar büyük, oyunlar o kadar çeşitli ki, ne yapacağınıza orada karar vermek size zaman kaybettirecektir. Bu yüzden en azından temel olarak hangi alanlarda neler olduğunu bilirseniz hem zamanı verimli kullanabilir, hem de daha az yorulabilirsiniz.

Gün 1 Disney Park:

Disney Park alanı beş farklı bölgeden oluşuyor. Bu bölgelerin ana girişi Main Street USA kısmı. Meydanın hemen solunda Disney kahramanları ile fotoğraf çektirmek için kuyruğa girebilir ya da hediyelik eşya dükkanlarına bir göz atabilirsiniz.Main Street isminden de anlaşılacağı üzere oldukça geniş bir cadde. Bu caddenin sağ tarafında Discovery Land, sol tarafında Frontier Land bölgeleri var.

Caddeyi dümdüz takip ettiğinizde sizi Pamuk Prenses’in Şatosu’na (yani Sleeping Beauty Castle) çıkaracak. Şatoyu arkanıza aldığınızda ise sağda Fantasyland, sol tarafında ise Adventure Land bulunuyor.

Biz Main Street üzerinde kısa bir tur atıp, soluğu Discovery Land’de alıyoruz, sabah saatlerinin biraz daha dingin geçeceğini düşünmüştüm ama Disney’de olduğumuzu anımsıyorum. İlk aktivitemiz olan “Orbitron” gelişmiş bir tür dönme dolap mantığında, uçaklar gezegenlerin etrafında yükselip alçalarak dönüyor. Efe, uçağın her manevrasında mutluluk saçıyor, yüksekten korkan bense ölmüş vaziyetteyim şimdiden :)

IMG_2318

 

Dolayısıyla iner inmez daha sakin oyunlara göz atıyorum ve hemen arka tarafta “Buzz Lightyear Laser Blast” çıkıyor karşıma, lazer ile yaratıkları haklama oyunu, son derece sakin, sırada az. Keyfim yerine geliyor çabucak :)

Star Wars ile büyüyen çocukların kesinlikle kendi çocuklarından daha fazla hoşuna gidecek olan “Star Tours” var sırada. Son derece keyifli bir simulasyon içinde uzayda geziniyorsunuz, bu kadar iyisi gerçekten zor bulunur.

Buradaki bazı aktiviteler tadilatta olduğu için Fantasy Land’e geçiyoruz. “Alice Harikalar Diyarında” ilk durağımız. Yürümesi biraz meşakkatli olsa da neşeli kahkahalarla kendimizi Alice’in labirentine bırakıyoruz. Arada sırada çalıların arasından sürpriz fıskiyelerle ıslanıp, biraz güç de olsa labirentin çıkışını buluyoruz.

Ardından “Le Pays Des Contes De Fees” ve “It’s A Small World” ile kısa bir tekne gezisi yapıp değişik ülkerin müzikleri ile hayale dalıyoruz, sonra bir lunapark klasiği olan “Mad Hatler’s Tea Cups” da başımız dönene kadar fincan değiştiriyoruz :)

Öğlen yemeğine geçmeden “Peter Pan’s Flight” ve “Les Voyages De Pinocchio”yu da aradan çıkarıp, Mösyö Bıdığa daha önceden söz verdiğim Frontier Land’in hemen girişinde bulunan The Lucky Nugget Saloon’a gidiyoruz. Eski bir Vahşi Batı Restoranını andırıyor, adının tersine içeride “nugget” yok maalesef ama çok leziz Fish & Chips yapıyorlar, menüler büyük iki kişi için yaklaşık 27 Euro ödüyoruz, biraz sonra da canlı orkestra gelip çalmaya başlıyor. Gün ortasında mola vermek için doğru ve güzel bir yer seçmenin memnuniyeti ile biraz soluklanıyoruz.

IMG_2356

Yeni yemek yediğimiz için aksiyona geçmeden şu “Phantom Manor” yani Korku Evi’ni aradan çıkaralım istiyorum. Otuz kişi bizi yuvarlak ve zifiri karanlık bir odaya alıyorlar, bir ara yer sallanır gibi oluyor. Ziyaretçilerden biri içeri minnacık bir bebekle girmiş, çocuk korkup ağlayınca kapılar açılıyor, ben de “aa oyun bitti hadi çıkalım” deyip doğruca dışarıda alıyorum soluğu, böylece korku evini korkusuz bir şekilde tamamlamış oluyoruz.

Ardından “Thundermesa River Boat” ile güzel bir gemi gezisi yapıyoruz. Bu gezintiyi öğlen saatlerine denk getirebilirseniz, sandviçinizi gemide gezerken yiyip, yemek ve eğlenceyi bir arada sakin bir şekilde de halledebilirsiniz, yolculuk yaklaşık 20 dakika sürüyor ve gemide oturabiliyorsunuz aklınızda bulunsun.

IMG_2368

Yemekten sonra bizimkinin enerjisi tavan yapıyor, kendisini zaptetmek güç. Sonunda Big Thunder Mountain adlı roller coaster dikkatini çekiyor. Korkunun ecele faydası yok, anne olmak daha önceden almadığınız riskleri almanıza neden olabiliyor :) Çaresiz bir kabullenişle usulca yerime oturup, önce Efe’nin kemerini sonra da kendi kemerimi sıkıca bağlıyorum. İçimden bildiğim bütün duaları okuyorum. Yolculuğun geri kalanında gözlerimi bir saniye olsun açmadığımı fakat çığlık çığlığa bağırdığımı hatırlıyorum. Bununla birlikte şunu da itiraf etmeliyim ki, indiğimde bir damla bile stres kalmamıştı içimde, bunu İstanbul dönüşü de tekrarlamak lazım haftada bir :)

Fakat bu kadar adrenalin bizim bıdığa yetmiyor, soluğu “Les Mysteres du Nautilus” da alıp önce denizin derinliklerini keşfediyor, sonra da “Indiana Jones and The Temple Of Peril” de alıyoruz soluğu. Fakat bu roller coaster diğerlerinden de beter, neyse ki kıl payı ile boy farkına takılıyoruz da, son dakika da bu heyecandan kurtarıyorum…

Bu arada gözüme “Pocahontas Indian Village” ilişiyor. Burası 4 ila 8 yaş grubu hazırlanmış küçük bir macera adası. Biraz soluklanmak için ideal ama öğen güneşinde beklemek yorucu olabilir.

Bugünkü turumuzu bitirmeden bir de uçan halı keyfi yapalım deyip, Le Passage En Chante d’Aladdin’e uğruyoruz.

Yorucu ama keyifli bir günün ardından, sağ salim otele dönmenin verdiği huşu içinde kendimizi Disneyland Raildroad’ın sevimli vagonlarına bırakıyoruz. Bu tren tüm Disney Park alanının etrafını dolaşıyor, park boyunca değişik noktalarda istasyonları var. İstediğiniz bir yerden inip binebiliyorsunuz. Özellikle parktan dönüşte enerjiniz bitmiş olacağından yürümek yerine gişelerin bulunduğu yere kadar bu trenle rahatça gidebiliyorsunuz.

IMG_2454

Gün 2 Walt Disney Stüdyoları:

Sabah çılgın bir kruvasan yeme yarışmasının ardından yeniden yola koyuluyoruz. Hava tahminleri bu sefer bizi yanıltmıyor ve yağmur hafif hafif çiselemeye başlıyor. Neyse ki stüdyoların pek çoğu ve şovlar kapalı tiyatrolarda. Biraz da şansımız yaver gidiyor, biz içerdeyken yağıyor, dışarı çıkınca açıyor hava…

Listemizde Toy Soldiers Parachute Drop var ilk sırada. Bir salıncakta epey yükseğe çıkıp, aniden aşağı atıveriliyorsunuz. Roller Coaster kadar olmasa da ürkütücü :)

IMG_2437

Sonra biraz dinlenmek için Disney Junior Live On Stage’e uğruyoruz. Ardından kesinlikle muhteşem bir gösteri olan ve sinemanın efsanevi anlarından derlenerek hazırlanan bir aşk filmine ya da başka bir anlatımla sinemanın geçmişten bugüne yolculuğuna yakından bakmak üzere Cinemagique’de alıyoruz soluğu.

Ratatouille’de üç boyut ne kelime, adeta filmin içine girip farenin omzundaki bir kameradan o anlara tanık oluyor, hatta o anları bizzat yaşıyoruz. Hayatımda bundan daha eğlenceli bir aktivite görmediğimi söyleyebilirim.

Sonunda ise stüdyoların özel efekt bölümüne minik golf arabaları ile bir gezi yapıyoruz. Bu gezi hakkında çok detay vermek istemiyorum ama küçük çocukları ortaya oturtmakta, ıslanmaya hazır olmakta ve sürprizlere hazır olmakta fayda var :)

IMG_2477

Rüya gibi geçen iki günden sonra hava alanına doğru yola koyuluyoruz. Bir hayali daha gerçekleştirmiş olmanın mutluluğu ile…