Dubai ile tanışma öyküm bana göre çok enteresan olduğu için yazıya karşılaşma hikayemizle başlamaya karar verdim. Çocukluğumdan beri hep dört mevsim yaz olan bir yerde yaşamak istiyorum diye bir mottom vardır. Yağmurlu hava sevmem, karla çok işim olmaz benim. Güneş gökyüzünde ışıldıyorsa modum şahanedir. İşte bu yüzden, bundan beş yıl kadar önce, güneşli bir günde, İstanbul’da yürürken reklam panosunda şöyle bir ilan görünce bunun ilahi bir mesaj olduğunu düşündüm:

“Dubai’de yaz dört mevsim!”

Dubai ile böyle karşılaştım. Sonra kader mi, düşünce gücü bilmem iş yerimin bir kısmı Dubai’den yönetilmeye başlandı. Günleri saydım, takvime çizikler attım ama bir türlü gidemedim. Taa ki 2013 Aralık ayına kadar.

IMG_1292

Bilenler biliyor havalimanları kendimi en rahat hissettiğim yerler benim. Kalabalığa karışıp oradaki hikayeleri gözlemlemeye bayılıyorum. Ama Dubai’ye giderken hiç de öyle olmadı. Bir heyecan, bir telaş… Nedeni basit Dubai’ye gidiyorum, dört mevsim yaz olan ülkeye, ilk kez….

Uçak alçalmaya başladığında bir an korku kaplıyor içimi. Aşağıda sarı ve kurak çöl arazisinden başka bir şey gözükmüyor. Kule de mi yok bu havaalanında diye düşünürken, Dubai Havalimanı ile göz göze geliyoruz. Havalimanı birkaç terminalden oluşuyor, ülkeye girişte çantalarınızı x-ray cihazından geçirmeniz ve iris taramasına girmeniz gerekiyor. Pasaport kontrolünde erkek memurların yanı sıra kapalı bayan memurlar olması dikkatimi çekiyor. Cinsiyet ayrımı olmaksızın çalışmalarını takdir ederek kontrolden çıkıyorum. Bu arada Dubai Havalimanı oldukça büyük ve pasaport kontrole kadar epey yürümek gerektiğinden dilerseniz karşılama hizmeti satın alabilirsiniz. Bu hizmeti ben de ilk kez Dubai’de duydum doğrusu. Özetle sizi uçağın körüğünde karşılayıp pasaport kontrol gişelerine götürüyorlar. Hızlı ve zahmetsiz bir yöntem.

https://www.marhabaservices.com/

Biraz tarihçesinden bahsetmek gerekirse, Dubai aslında yirminci yüzyılın ortalarına kadar sadece bir balıkçı köyüymüş. Şimdilerde ise yalnızca Birleşik Arap Emirlikleri’nin değil tüm Arap yarımadasının en önemli iş ve ticaret merkezi. Aslında ekonomisi ve kültürüyle, içinde bulunduğu Orta Doğu coğrafyasına tezat oluşturuyor. Dubai için “çeşitliliğin başkenti” demek yanlış olmaz. Özellikle son yıllarda batılı yöneticilerin akınına uğramış durumda. Kentte adeta yabancılar ve yerliler diye iki grup, bu iki gruba özgü farklı kurallar ve düzenlemelerle yaşıyorlar

 

“Körfezin İncisi” olarak da bilinen Dubai için ucuz alışveriş cenneti de denilebilir. Burada devasa büyüklükte 29 alışveriş merkezi var. En büyük özelliği ülkede verginin olmaması. Bir alışveriş merkezine gittiğinizde her markanın saatleri ve çantaları için ayrı, kısaca her aksesuarı için ayrı dükkân bulmak mümkün. Benimse en dikkatimi çeken konu alış veriş merkezlerinin gece geç saatlere kadar açık olması ve her 100 metrede bir güleryüzlü güvenliklerin bulunması. Br kadın olarak gece üç de bile alışveriş yapabileceğiniz yegane şehir sanıyorum Dubai :)

 

Özellikle Dubai Mall’da bulunan devasa kitapçı Kinokuniya’yı kitap kurtlarına şiddetle tavsiye ederim. Pek çok yabancı dilde aradığınız her türlü kitabı rahatça bulabiliyorsunuz. Fiyatlar makul, kafesi ve kahvesi şahane :)

http://www.kinokuniya.com/ae/

 

Dubai Mall’daki bir başka atraksiyon ise The Dubai Fountain! Akşamları her yarım saatte bir yapılan inanılmaz bir su gösterisi. Özellikle çocukların epey hoşuna gidecek bir etkinlik.

 

Dubai’de sadece alış veriş merkezleri değil, genel itibariyle şehrin kendisi de hayli güvenli. Cezalar son derece ağır olduğu için, kimse kimseye yaz gözle bakmaya cesaret edemiyor. Bir şehir efsanesine göre plajda çantanızı bıraksanız bir hafta sonra aynı yerde aynı şekilde bulabiliyormuşsunuz :)

Hava ise gerçekten yaz. Aralık ayında tam yılbaşı arifesinde kumsalda oturup akşam yemeyi yiyeceğimi rüyamda görsem inanmazdım. Ama tabi yaz aylarında nemin de etkisiyle sıcaklık 45-50 derece civarına çıkıp, açık alanlarda yürümeyi imkansız hale getiriyormuş, bunu da dip not olarak ekleyeyim. Bu arada Dubai Marina özellikle akşam yemekleri ve gece manzarası için çok güzel bir alternatif sunuyor.

Dubai gerçekten kelimenin tam anlamıyla “ihtişamlı” bir kent. Bir renk ile anlatmak gerekse altın yaldızı olurdu herhalde. 828 metre yükseklikteki Burj Khalifa bu ihtişama güzel bir örnek. Tam 150 kattan oluşan binayı şehrin dört bir tarafından görmek mümkün.

 

Genel olarak yüksek katlı binaların tepesinde geleneksel arap kıyafetleri giymiş yakışıklı (!) beyefendilerin resimleri var. Merak edip araştırınca öğreniyorum ki bu bir iktidar ve servet sembolü imiş ve yaptırdığın binaya bir resim kondurmak da adetten. Meraklılarına not; bu beyaz uzun elbise ve baştaki örtüden müteşekkil kıyafetlerin adı “kandura” :)

Malum gezi iş gezisi olunca otel, havalimanı ve belli başlı birkaç merkez dışında birşey görmek mümkün olmuyor. Ama kıssadan hisse ön yargılarınızı arkanızda bırakın ve bu ihtişamlı şehri bir de yakından tanıyın derim.