Pekin

Bazen gitmek gerekir. Nerede durduğunu anlamak için, bulunduğun çemberin dışına doğru bir adım atmak, içeriye bir de oradan bakmak, kalbini ve ruhunu yeni deneyimlere açmak gerekir. Dostum Kavafis’in söylediği gibi bazen de nereye gidersen git arkandan gelir ayrıldığın şehir, kaçamazsın kaderinden…

Bu yolculuğu çok uzun süre hayal etmiş, çok uzun sürede ertelemiştim. Taa ki uzun bir uçak yolculuğunda Hektor’un hikayesini anlatan o filmi izleyene kadar. “Ne aradığınızdan çok, neyi önlemeye çalıştığınız önemli” diyordu Hektor, haklıydı da. Tamam dedim kendime ne olacaksa olacak, şimdi değilse ne zaman :)

Uçağımız geceyarısı hareket ediyor Atatürk Havalimanı’ndan. Kalkışımızdan iki saat kadar sonra hostes güneşliğimi kapatmamı rica ediyor. Allah Allah her yer zifiri karanlık zaten, neden kapatıyorum ki diye düşünürken, yarım saat kadar sonra merakıma yenilip güneşliği hafifçe aralıyorum. Saat bana göre gece yarısı üç suları oysa hava aydınlık, çünkü doğuya doğru uçuyoruz! Çocuklar gibi şenlenip, hemen Efe’yi uyandırıyorum ve gizlice yeni aydınlanan göğü gösteriyorum ona da. Bıdık sakin ve uykulu bana dönüp;

– “Ne olmuş saat farkı var” diyerek uykusunun en tatlı bölümüne geri dönüyor.
İşte on günlük Çin maceramıza böyle başlıyoruz…
BEIJING (PEKIN)
1. GÜN
Asıl adı Beijing olmasına rağmen, dilimize Fransızlar tarafından telaffuz edildiği şekliyle Pekin olarak geçmiş, Asya’nın kırmızı başkenti.
İstanbul’dan dokuz saatlik bir uçuşla ulaşıyorsunuz Pekin Kapital Havalimanına, burası Dubai’den sonra dünyadaki en büyük ikinci havaaalanı olma özelliğine sahip. Şehrin 2008 yılında ev sahipliği yaptığı olimpiyatlar için özel olarak tasarlanmış bina, dışardan bakıldığında inci ve ejderha sembollerini çağrıştırıyor.
Pekin’in dünyadaki en büyük havalimanlarından birine sahip olması tesadüf değil, bu şehrin nüfusu 17 milyon, en büyük sıkıntısı ise trafik ve çevre kirliliği. Lükse yeni yeni merak sarmaya başlayan Çinlilerin bir araba plakası için bir ila bir buçuk yıl bekledikleri ve binlerce doları gözden çıkardıkları anlatılıyor. Gerçekten de caddeler araba galerisi gibi, öte yandan bazen on kilometreyi ancak iki saatte katedebiliyorsunuz. Güzel bir çözüm olarak plakanın son sayısındaki rakamlara göre ancak haftanın belli günleri aracınızı çıkarabiliyorsunuz… Tren ve metro ise diğer alternatifler, ancak metro kimi zaman o kadar yoğun oluyor ki, istasyonlarda sizi vagonlara sığdırmak için özel görevliler bulunuyor :)
Pekin özellikle yaz aylarında oldukça sıcak ve rutubetli. Adeta durduğunuz yerde terliyorsunuz. Bu yüzden caddelerde sıklıkla şemsiye ile yürüyen insanlarla karşılaşıyorsunuz.
TIANANMEN MEYDANI
İlk durağımız Tiananmen Meydanı. Meydan Pazartesi günleri ve akşam saatlerinde kapalı olduğu gibi, sabah erken saatlerden itibaren de oldukça uzun sıralarda kuyruk bekliyorsunuz. Meydana girmek için kuyrukta sıra beklemek kimilerine garip gelebilir, fakat Çin yüzyıllar boyunca hep isyanlara sahne olmuş bir ülke keza meydanın tarihçesinde de 3-4 Haziran vakası olarak bilinen aydınların, öğrencilerin ölümü ile sonuçlanan kötü anılar olması nedeniyle meydanda dört beş kişinin dahi bir araya gelmesinden, protestoda bulunmasından bir çekince söz konusu. Bu yüzden kimi zaman giriş esnasında pasaport kontrolü de yapılıyor, aklınızda bulunsun!
 image
Tiananmen’in kelime anlamı Cennet Barışı Kapısı, ismini ise Yasak Saray’ın ana girişi olan Tiananmen Kapısı’ndan alıyor, şüphesiz dünyadaki en büyük ve görkemli meydanlardan biri. Meydan içinde görülebilecek en önemli yapılardan bazıları, Mao Zedong’un Mozolesi, Meclis Binası, Qianmen Kapısı, Kahramanlar Anıtı, Devrim ve Çin Tarihi Müzeleridir.
YASAK ŞEHİR
Pekin’de yürümek insana zamanda geriye doğru bir yolculuk yaptığı hissini uyandırıyor çoğu zaman… Hele ki imparatorluk sarayı olan Yasak Şehir, bu duygumu iyice pekiştiriyor.
Yasak Şehir, Efe’nin deyimi ile matruşka misali iç içe geçmiş binalardan ve merdivenlerden oluşuyor. Özellikle kapı tokmaklarının dokuzlu sıralardan ve her bir merdivenin dokuz basamaktan oluşması etkileyici. Dokuz, Çin kültüründe imparatorluğun gücünü simgeliyor. Benzer şekilde imparatora gölge etmesin diye yasak şehirde tek bir ağaç bile bulunmuyor. İsmi gibi kendine has bir gizem barındırdığını söylemek mümkün…
image
Yasak Şehir, Ming Hanedanlığı’ndan, Çing Hanedanlığı’nın sonuna kadar kullanılmış olup, Çince adı Zijin Chengden aslında Mor Yasak Şehir alamındadır. Zi ya da Mor kelimesi Polaris Kutup Yıldızı’na gönderme yapmaktadır ki, kutup yıldızı Çin astrolojisinde göksel imparatorun ikametgahıdır. Gerçekten tarihçesine bakıldığından Çin’de imparatorların güçlerini gökyüzünden aldıkları ve halk ile tanrı arasında bir köprü görevi gördükleri düşünüldüğünde sarayın ismi daha da anlam kazanıyor :)
CENNET TAPINAĞI
En ufacık çivi de dahil tek bir metal parça kullanılmadan tamamen içiçe geçen ahşaptan inşa edilen bu tapınağın yapımı 1420 yılında tamamlamış. Ming ve Qing hanedanlıklarının en güzel mimari eserlerinden biri. Üst üste konumlanmış ve gökyüzünü temsil eden dairesel bir alan ile, yeryüzünü sembolize eden kare bir kattan oluşuyor.
Tapınağın dış kısmındaki on iki kapı, yılın on iki ayını; dış kısımdaki on iki kapı ise saatleri ifade ediyor.
Cennet Tapınağı’nın en önemli özelliği ise imparatorların bu tapınakta her yıl 21 Aralığı 22 Aralığa bağlayan gece yaptıkları iyi hasat duası. Bu seremoninin hazırlıkları günler, aylar öncesinden başlayıp hiçbir şeyin aksamaması için canla başla çalışılır, en ufak aksiliğin tanrının gazabına neden olacağı düşünülürmüş.
Tapınağın bir diğer ilginç yanı ise her katta üç kapı bulunması. Normalde Yasak Şehir gibi imparatorluk saraylarında, imparatorlara has kapılar olmasına ve bunlar genelde alanın ortasında yer almasına rağmen, Cennet Tapınağı’nda üçlü kapı sistemi var fakat ortadaki kapılar hep kapalı. Bütün kapıların hikayelerini öğrenmeden duramadığım için bununkini de sordum:) Efendim neticede burası bir tapınak ve imparator da buraya dua etmek için geldiğinden tanrı huzuruna sıradan bir kul olarak çıkması gerektiği için orta kapıları her daim kapalı tutuyorlarmış, bu kapılar tanrının kapısı imiş :)
image
Son bir detayda Çin’deki yapıları süsleyen seramik kiremitlerin renklerine göre farklı anlamları oluşu. Buna göre sarı imparatorluğu, mavi gökyüzü ve tanrısallığı, yeşil ise yeryüzünü ve halkı simgeliyormuş.
2. GÜN
ÇİN SEDDİ
İşte Çin gezisinin en efsane günü. Bir gece öncesinde uyumak da zorlanıyorum, seddi yürümeye başlayacağımız alana gelince heyecandan nefesim duracak gibi oluyor. Ben de, Efe de uzun çok uzun bir zamandır bu seddin üzerinde birlikte yürümeyi hayal ediyoruz. Ve işte o gün bugün :) Gerçekleştirilen tüm hayaller gibi çok kıymetli ve güzel…
image
Çin Seddi, ülkenin kuzeybatısı boyunca uzanan ve yıkılan kısımlarla birlikte toplam uzunluğu 6.000 km yi bulan, dünyanın en uzun savunma duvarı. Gansu’dan başlayıp Kuzey Kore’deki Leoning sınırına kadar devam ediyor. En ilginç özelliklerinden biri, ülkenin farklı köylerinde her köyün kendi elindeki malzeme ile inşa edilmiş olması, bu yüzden bazı alanları taşlar ve büyük kayalar kullanılarak yapılmış olmasına rağmen, bazı alanlar sadece ağaç dalları ve toprak ile oluşturulmuş.
2007 yılında Dünyanın yeni yedi harikasından biri olarak seçilmiş, ki seddin üstüne doğru tırmanıp da nefes kesen manzarayı görünce geç bile kalındığını düşünüyor insan, sonra da zamanla geriye mi gidiyoruz diye hayıflanıyor…image
Seddin tamamını baştan başa yürümek sıradan bir turist için pek de mümkün değil ama nacizane tavsiyem çıkabildiğiniz yere kadar çıkıp manzaranın keyfine varın :) Bu arada Çin Seddine tırmanışınızla ilgili sertifikanızı yaptırmayı ve hediyelik eşya dükkanlarından isminize özel madalyanızı almayı da ihmal etmeyin :)
 YAZLIK SARAY
Çin’in en iyi korunmuş ve de Pekin’in en güzel bahçesi dersem abartmış olmam sanırım. Yazlık Saray, adımınızı attığınız ilk anda etrafındaki göller ve tapınaklarla sizi tılsımı altına almaya başlıyor. Toplamda 290 hektar genişliğinde bir alana kurulmuş olan saray, Wan Shoushan yani Uzun Ömür Tepesi, Kunming Gölü ve saraylar olmak üzere üç bölüme ayrılıyor.
Uzun Ömür Tepesine doğru uzanan 728 metre uzunluğundaki dört mevsimi betimleyen resimlerle bezeli çin koridoru ve Kunming Gölü’ndeki mermer gemi görülmeye değer… Ayrıca nehrin üzerinde on iki kemerli bir de köprü bulunuyor ki neden bilmem bana Mimar Sinan’ı çağrıştırıyor:)
image
HUTONGLAR
Hutonglar, Çin’in Pekin başta olmak üzere genellikle kuzey şehirlerinde görülen küçük ve dar sokaklar. Bu sokakların isimlendirme biçimi de son derece işlevsel ve kolay. Örneğin at satılan Hutongları, At Hutongu olarak adlandırıyorlar. Ming Hanedanlığı döneminde 1000 civarında hutong varken Quing Hanedanlığında bu sayı 2500 ler civarına ulaşıyor. Sokakların bazıları o kadar dar ki, ancak bir insan sığabiliyor.
Hutong gezisinin ardından soluğu Quanjude namı diğer Çiğnenmiş Tütün Sokağı’nda ve oradan da Hoihai’de alıp kendimi hediyelik alışverişine bırakıyorum.
image
İlk iki gün izlenimi olarak, Çin aklınıza hasır şapkalı adamlar ve uçsuz bucaksız pirinç tarlaları getiriyorsa, son derece yanıldığınızı kısa sürede anlıyorsunuz, nüfusun fazlalığı onları iç pazar için devamlı üretim yapmaya zorladığından pek çok alanda son derece gelişmiş vaziyetteler. Alışveriş merkezi çok ama fiyatlar son derece uçuk (ki bizim orada olduğumuz dönemde 1 Yuan yaklaşık 2 TL idi)
Asya’nın üç kırmızı güzelinden ilki Pekin… Pekin ile ilgili son iki notumdan biri, ziyaret ettiğimiz inci atölyesi.
Efe, ekibin en küçük üyesi olarak süzgeci suya daldırıp istridyeleri çıkarmaya çalışıyor. İstridyenin dış yüzeyindeki çizgi incinin yaşını gösteriyor ki, belli bir olgunluğa ulaşması için üç ila beş yıl arasında bir zaman geçmesi gerekiyor. Gerçek olan ve olmayan inciyi birbirinden ayırmak için ise iki inci tanesini birbirine sürtmek yeterli, gerçek incide sürtünme sonucu toz zerrecikleri gözüküp taşlarda en ufak bir zedelenme olmuyormuş, meraklısına duyurulur.
İkinci ve son not ise leziz Pekin Ördeği. Buraya kadar gelip de denememek olmaz. Ahçı bir şov edası ile bütün şekilde fırınlanmış ördeği dilimliyor, sadesi, sövüşü ve soslusu var. Benim favorim portakal soslu olan:)
image
Pekin’de geçirdiğimiz iki harika günün ardından Asya’nın ikinci kırmızı güzeli ile buluşmaya gidiyoruz. Bekle bizi Xian:)